Lig bitti. Yönetiminden teknik heyetine, teşekkür etmemiz gereken herkese teşekkür ettik.
Bu lig hem mali hem de lobi açısından tam bir Kurtlar Vadisi. Erzurum’un bu zorlu sofradan kalıcı olarak çıkabilmesi için öncelikli şart, sportif başarıdır.
Geçtiğimiz sezon Süper Lig’e yükseldiğimizde “ucuz olsun, düşsek bile borçsuz düşelim” mantığı hakimdi. Oysa bu yaklaşım Süper Lig gerçeklerine hiç uymuyordu. Sonuçta hem düştük hem de tam 3 sezon transfer tahtamız kapalı kaldı. Böylece mali durumun başarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu, düşmenin ne kadar ağır bedellere mal olabileceğini acı bir şekilde öğrendik.
Erzurumspor’un şimdi yapması gereken, ustaca bir kadro mühendisliği.
Yaş sınırı gözetmeksizin en az 5-6 kaliteli yabancı ve ligde belli bir seviyeye ulaşmış yerli oyuncuyla güçlü bir omurga oluşturmak. 23 yaş altı yabancı kontenjanını ise doğru tercihlerle minimum risk alacak şekilde kullanmak.
Kulüp parayı sokağa atmak istemiyorsa, transferde “üç beş Euro” uğruna risk almamalı. Çünkü geçmişte gördük ki ucuza alınan birçok isim sahada katkı sağlamadığı gibi, mali yük de yaratıyor. Neticede hem küme düşüyorsunuz hem de o “ucuza aldık” dediğiniz oyuncuların faturalarıyla boğuşuyorsunuz.
Süper Lig’e yeni çıkan bir takım ilk 5 maçta 10-11 puan kaybederse toparlanması gerçekten çok zor oluyor. Tüm bu gerçekler dikkate alınarak kadro planlaması yapılacağına inanıyorum.
Kulübün en zor günlerinde büyük fedakârlıklar yapan Başkan Ahmet Dal’ın gerekeni yapacağına, Onursal Başkan Mehmet Sekmen’in de vizyonuyla takıma güç katacağına güveniyorum.
Ayrıca iç transfer ve yapılanmada duygusal davranmamak gerektiğini düşünüyorum. Futbolda dün yoktur; sadece bugün ve yarın vardır. Olası bir başarısızlıkta kimse geçmişteki çabalarınıza bakmaz.
Bu yüzden her karar, “Süper Lig seviyesi” gözetilerek alınmalıdır


