Fransa Kiliseleri ve Çocuk Tecavüzü

Yukarıdaki fotoğrafı hastanede göremeye alışkındık ama çocuklarımız istismara uğrarken görmeye alışmamız isteniyor gibi. Erzurum'da Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursu'nda  yaşları 10 ila 11 arasında değişen 7 çocuk cinsel istismara uğramıştı. Çocukların söz konusu olduğu her olayda, diğer bütün işlerini bir kenara bırakıp o mağdur çocukları kendi evladı gibi gören bir kaç sağlam kalem dışında, bu konuyu dile getiren gazeteci olmadı. Adeta görünmez bir sus işareti varmış gibi, cinsel istismara uğrayan çocuklar hiç yaşamamış gibi ilginç bir sessizlik oluştu. Orta Çağ karanlığındaki Katolik kilisesini insanın aklına getiren bu sessizlik ne yazık ki benimsenmiş gibiydi. Ne Diyanet İşleri Başkanlığı, ne Erzurum İl Müftülüğü tek kelime açıklama yapmadı. 

 

 

 

 

Bizde durum böyle iken Hıristiyan dünyası çocuklarımızı tehdit eden ve bir anda mağdurlar dışında herkesi kör ve sağır yapan bu sinsi düşmanla yüzleşmek zorunda kaldı. 2021 yılında Fransa Katolik Kilisesi’nin çocukların cinsel istismarı nedeni ile kurduğu komisyon, 1950 yılından 2020 yılına kadar geçen 70 yıllık süre bakımından mağdurları dinledi. Elde edilen veriler korkunçtu. 70 yıl içinde 330.000 çocuk istismara maruz kalmıştı. Bunların 216.000'i din adamları tarafından istismara uğramış, 114.000'i ise kilisede çalışan, ancak din mesleğini icra etmeyen kişiler tarafından istismar edilmişti. 22 uzman 17 ay boyunca 6 bin 500 kişiyi dinledi. Piskoposlar Konferansı (CEF) ve Fransa Dinadamları Konferansı (Corref) iki buçuk yıllık çalışma sonunda 2500 sayfalık bir rapor yayınladı. Raporda mağdurlar,  "Kilise Mağdurları" olarak adlandırıldılar. Bu sürecin başlamasının mimarı olan Kilisede Cinsel Şiddet Mağdurları Derneği Parole Libérée"nin kurucusu François Devaux, çocukların cinsel istismarının önlenmesi için "sistemin önemli ölçüde gözden geçirilmesi" gerektiğini söyledi. Papa Francis raporun ardından; "Düşüncelerim öncelikle kurbanlarla birlikte. Aldıkları yaralardan dolayı inanılmaz büyük acı; yaşadıklarını anlatma cesaretlerinden dolayı da büyük bir şükran duyuyorum. Düşüncelerim, aynı zamanda, kurtuluş yolunu üstlenebilmesi için, bu korkunç gerçeğin farkına varan Fransa Kilisesi'ne yöneliyor"  diyerek gerçeğin “KORKUNÇ” olduğunu ifade edip, sürekli sus işareti yapılan bu vehameti sınıflandırma yolunda adım atıyordu. Vatikan sözcüsü Matteo Bruni ise büyük utanç ve korku duyduğunu, bu olay nedeniyle pedofili mağduru çocuklardan bağışlanmayı dilediğini ifade ederken "Bugün benim arzum, hepinizden af dilemek, herkesten tek tek af dilemek. Kurbanların sesi ve yüksek sayıları bizi alt üst etti" diyerek Vatikan'ın sorumluluğu kabul ettiğini ortaya koyuyordu.

 

 

 

Fransa Dinadamları Konferansı'nın başkanı Véronique Margron da, "Bu bir felaket. Ne denebilir ki? Bedensel bir utanç, mutlak bir utanç" ifadeleri ile sorun ile yüzleşme evresinin başladığını ortaya koyuyordu.

 

 

 

Biz ne durumdayız peki? 7 evladımız istismara uğradı. Tek bir fail bulduk. Sorulması gereken hiçbir soruyu sormadık. Görevi ihmal var mı, görevi kötüye kullanma var mı, kurstaki kameraların yönü neden değiştirilmiş. Bu konuyu denetime yetkili olan kişi kim? Denetim görevini yapmayanlar hakkında adli ve idari olarak ne yapıldı. Kursta görev yapanlar nasıl seçiliyor? Kursta barınmalarına kim izin veriyor? Onlarca soru cevapsız. Açıkça söyleyeyim. Şeffaf ve kamuya açık bir şekilde bu sürecin yönetilmesine vesile olmayan her kim olursa, bu evlatlarımıza karşı işlenen suça ve vebale destek vermiş olur. Mesele sadece bu olay ile sınırlı olmamalı. Diyanet İşleri Başkanlığı bütün kurs ve okullarda bir komisyon kurarak sorunları tespit etmeli ve bir daha olmaması için önlem almalıdır. Yüce dinimizin çatısı altında böyle olaylara göz yummak demek İslam dinini orta çağ karanlığına sokmak demektir.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.