MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ, ÇAT YAVİ KATLİAMINI HATIRLATTI

MHP Lideri Bahçeli, "DEM'cilerin TBMM'de bulunması siyaset garabeti, demokrasi ayıbıdır. Hiçbir terörist veya yandaşı dağda, bayırda, ovada, belediyede, şehirde ve de TBMM'de barınmamalı, tutulmamalıdır"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu. Bahçeli, 2024 yılının ilk grup toplantısında, terörle mücadele esnasında şehit düşen askerlerin ne kadar hüzünlendirse de Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın birinci etabına umutlarla, kararlı adımlarla girdiklerini söyledi. 

 

 

 

 

YAVİ KATLİAMINI HATIRLATTI 

“40 yıldır kanlı eylemleri ile ülkemizin ilk gündemi haline gelen PKK terörünün bir sonuç değil bir vasıta; bir amaç değil bir araç olduğu bilinmektedir” diyen MHP Lideri Devlet Bahçeli, " Aralarında bebeklerin de bulunduğu çoğu çocuk ve kadın olmak üzere PKK terör örgütünün katlettiği vatandaşları hatırlatan Bahçeli, “20 Haziran 1987'de Mardin ili Ömerli ilçesi Pınarcık köyünde 30 kardeşimizin, 10 Haziran 1990'da Şırnak'ın Güçlükonak ilçesi Çevrimli köyünde 27 vatandaşımızın, 1 Ekim 1992'de Bitlis'in Cevizdalı köyünde 30 insanımızın, 5 Temmuz 1993'de Erzincan'ın Kemaliye ilçesi Başbağlar köyünde 3 evladımızın, 24 Ekim 1993’de Erzurum'un Çat ilçesine bağlı Yavi beldesinde 33 masum hayatın söndürüldüğünü ve daha sayacağımız pek çoklarının hunhar eylemlerde acımasızca katledildiğini hala hatırlıyoruz” dedi.

 

 

 

 

 

Yıllardan beri terörü ve terör örgütünü yalnızca kanlı eylemlerinden ibaret bir suç ve cinayet şebekesi gibi görmekten uzak bir anlayışla daha yukarıdan yorumlama ve değerlendirme çabası içinde olduklarını belirten Bahçeli, “Özellikle çağımızda terörizmin uluslararası karanlık projelerin etkili bir parametresi olduğu vahim bir gerçektir. Yine bu kapsamda terör eylemlerinin muhasım ülkeleri istenilen kıvama getirmek için kullanılan stratejik senaryoların kirli yüzü olduğu herkesin az veya çok malumudur. 40 yıldır kanlı eylemleri ile ülkemizin ilk gündemi haline gelen PKK terörünün bir sonuç değil bir vasıta; bir amaç değil bir araç olduğu bilinmektedir. Kurulduğu ilk yıllardan itibaren PKK’nın Türkiye üzerinde emelleri olan her devletin kullandığı, uluslararası ve hatta uluslar üstü bir baskı ve pazarlık aracı olarak şiddete ve teröre başvurduğu ortadadır” açıklamasında bulundu.
Millet varlığına kasteden PKK terörüyle mücadele ve teröristlerin imhasının yıllardır en üst seviyede ve büyük bir fedakârlıkla sürdürüldüğünü kaydeden Bahçeli, “Bu uğurda çok sayıda şehit verilmiş, çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Terör örgütünün 2002 yılında kabul edilen siyasallaşma stratejisinde 'Kürt kimliğinin tanınması kapsamında yerel dilin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması' birinci öncelikli hedef olarak ortaya konulmuştu. Halbuki Kürt kökenli kardeşlerimin terör örgütüyle en küçük bağ ve bağlantısı olmamış, bilakis bölücü terör en fazla Kürt kökenli kardeşlerimin kanını dökmüştür. PKK, Türk milletinin can düşmanıdır, hiçbir millet evladı bu cinayet şebekesine müsamaha göstermez, göstermemiştir, tam tersini düşünen varsa da onlar bu milletin şerefli bir mensubu asla olamayacaklardır. Yıllardır PKK terörüyle haklı ve meşru mücadelemize köstek olan, terörizmin çok sayıda can kaybına göz yuman uluslararası camia, İsrail saldırıları karşısında sessiz kalmayı tercih ederek ikiyüzlü siyasetini bir kez daha belgelemiştir. PKK’nın siyasi talep listesinin ön sıralarında yer alan bazı konularda etnik bölücülüğün zemin kazanması ve köprübaşını tutması bu tehlikeli anlayışın somut yansımasıdır. Eli kanlı, geçmişi kanlı terör örgütünün yıkımını hatırlamak istemeyenlere, terör saldırılarını kınamaktan imtina edenlere diyorum ki, unutuldu sanılmasın, bütün şehitlerimizin acıları anılarımızda sıcaklığını korumaktadır” ifadelerini kullandı.

 

 

MHP’nin her zaman milletin huzur ve güvenliğine musallat olan PKK terör örgütü ile etkili ve anlayacakları yöntemlerle mücadeleyi savunduğunu hatırlatan Bahçeli, “Bu konuda hükümetlerin ihtiyacı olan her desteği vermeye hazır olduğunu da her ortamda açıklamıştır. Terörle ve bölücülükle mücadelede ne gerekiyorsa; siyasi, sosyal, ekonomik bütün tedbirlerin alınmasının gereğinden ısrarla bahsetmiştir. Elbette terör son bulmalı, şiddet ortadan kalkmalı, vatandaşlarımız huzur, emniyet ve sukünet bulmalıdır. Bunun aksini savunmak ve söylemek mümkün değildir. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine inancımız ve güvenimiz tamdır” dedi.

 

 

 

 

 


Dağda, bayırda, sınır hattında mücadele edilen hainlerin siyasi cephesi olan DEM Partililerin TBMM'de bulunmalarının adalet ve hukuk garabeti, siyaset ve demokrasi ayıbı olduğunu söyleyen Bahçeli, “Karamanoğlu Mehmet Bey 747 yıl önce, ‘Bugünden sonra hiç kimse divanda, dergahta, bargahta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil konuşmayacak’ fermanı nasıl ki tutacağımız bir buyruk ise, aynı şekilde hiçbir terörist veya yandaşı, dağda, bayırda, ovada, belediyede, şehirde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde barınamamalı, tutunamamalıdır. Hepinizin bildiği gibi terörle mücadele, aslında bölücülükle mücadelenin sadece bir bölümüdür. Eli silah tutan bölücüyü zararlı, buna karşılık silahsız bölücüyü meşru ve zararsız kabul etmek, bölücülük ve terörle mücadeleyi sekteye uğratacak en büyük gaflettir. Devlet gaflete düşmez, devlet ihanete göz yummaz, devlet hukuk içinde meşru mücadelesinden asla taviz vermez. Türkiye Cumhuriyeti, sınır içi güvenliği sağladığı gibi, sınır ötesi güvenliği de temine muktedirdir” diye konuştu.


16.01.2024 14:04:30